Bazı hayaller vardır, insan onları çocukken kurar ama ancak büyüyünce yaşayabilir.
Çünkü çocukken hayal kurmak serbesttir ama gerçekleştirmek izne tabidir.
Benim hayalim rüzgârdı.
Bir bisikletin gidonuna tutunup sokaktan aşağı süzülmek, saçlarımın savrulmasına izin vermek… Ama rüzgâr bana uzun süre yasaktı. Çünkü kız çocuklarına yasaklanan şeyler çoğu zaman tehlikeli değil, yalnızca “uygunsuz” sayılır.
Sokağın sesi, oyunun tozu, özgürlüğün kahkahası kızlara fazla gelir sanılırdı. Bu yüzden ben sokağı hep camın arkasından izledim. Koşan çocukları, düşüp kalkan dizleri, kirlenen pantolonları… Hepsi bana uzaktı ama içimde bir sızı bırakacak kadar da yakındı.
Sevilmek için benzemeye çalıştım. Güçlü olmaya, sessiz olmaya, dayanıklı olmaya…
Çünkü sevgi çoğu zaman kırılgan olana değil, işe yarayana ya da erkeksen veriliyordu. Ben de “işe yarar” biri olmaya çalıştım. Daha güçlü olmaya, daha sessiz olmaya, daha dayanıklı görünmeye çalıştım, işe yararsam sevilirim sandım.
Kırılganlığımı sakladım. Ağlamayı, yorulduğumu belli etmemeyi öğrendim. Sevginin bana da uğraması için kendimden vazgeçmeyi öğrendim. Ben olmadım; sevilmek uğruna şekil değiştiren birine dönüştüm.
Tükendim... Küçücük yaşta büyük olmanın ne demek olduğunu öğrendim; çocukluğumu kaybetmenin adını olgunluk sandım.
Sonra büyüdüm… Büyümek bazen yalnızca yaş almak değildir; insanın kendine dönmesidir. İçinde susturulmuş ne varsa tek tek ortaya çıkarmasıdır.
Ben de içimde bıraktığım her şeyi geri almaya başladım. Bisiklete bindim. Düşe kalka öğrendim. Rüzgârı hissettim. Ve en önemlisi, istemekten korkmamayı öğrendim.
Kimseye sormadan, kimseden izin almadan…
Şimdi anlıyorum: Özgürlük bazen geç gelir ama geldiğinde kalıcı olur. Çocukken verilmeyenler yetişkinlikte daha kıymetli yaşanır. Çünkü artık başkasının değil, kendi hayatının sorumluluğunu taşırsın.
Ve ben artık yalnızca güçlü değilim; mutluyum.
Koşabiliyorum, seçebiliyorum, vazgeçebiliyorum, isteyebiliyorum.
Yazar
Her yazıda dünyayı biraz daha anlamaya çalışan bir kelime yolcusu.
Ve en önemlisi…
Kendimi sevebilmek için cinsiyetimi bastırmam gerekmiyor. Daha çok sevilmek uğruna bana ait olmayan bir kimliği taşımam da...
Artık kimseye hesap vermeden yaşıyorum. Benim rüzgârım nereye esmek isterse, ben de oraya gidiyorum.
Çünkü rüzgârı sonunda tanıyan bir kız, artık onun önünde durmayı değil; onunla birlikte yol almayı öğrenir.